T.C.

YARGITAY

11.HUKUK DAİRESİ

E. 2016/7713

K. 2018/1300

T. 21/02/2018

Taraflar arasında görülen davada …. 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/04/2016 tarih ve 2014/471-2016/202 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, “…. Hukuk Bürosu” adlı markanın 2012/10169 hizmet marka numarası ile adına tescil ettirdiğini, markanın davalı tarafından kullanılması üzerine davalıya kullanılmaması için ihtarname gönderdiğini, ihtarname tebliğine rağmen davalının tescilli markasını avukatlık bürosunun bulunduğu iş merkezinin girişine asarak kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek tescilli markasına davalının yapmış olduğu tecavüzün önlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacı tarafından açılan davanın haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Türkiye Barolar Birliği’nin Hukuk Bürosu isimlerinin marka tesciline konu edilmemesi yönündeki duyurusuna rağmen davacının marka tescili yaptırdığını, kamu hizmeti niteliği dolayısıyla yasayla korunan meslek adı olan “Avukat” ibaresinin tescile konu olmasının gerek Markalar Kanununun Korunması Hakkındaki KHK ve gerekse 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalının aynı iş kolunda hizmet verdikleri, ancak “….” adlı markanın 2012/10169 numarası ile davacı adına tescil edildiği, 556 sayılı KHK’nin 9. maddesi uyarınca tüm hakları münhasıran marka sahibi olan davacıya ait tescilli “….” markasını, davalının marka sahibi olan davacıdan herhangi bir izin almadan aynı iş kolunda ve aynı iş hanındaki avukatlık bürosunun iş hanı girişi ve büro girişindeki tabelalarda kullanmak suretiyle davalının davacıya ait tescilli markasına tecavüzde bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile davacı adına tescilli “…..” levhalarının davalı tarafından kullanılmasının önlenmesine karar verilmiştir.

Kararı, davalı temyiz etmiştir.
Mahkemece, davacının 45. sınıfta tescilli ‘…. markasının bulunduğu, davalının aynı iş kolunda aynı ibareyi kullanmasının davacının tescilli markasına tecavüz niteliğinde olduğu gerekçesiyle davalı tarafından anılan ibarenin kullanılmasının önlenmesine karar verilmiştir. Ancak,…. Yönetmeliğinin 6/son maddesinde “Avukatlık Hizmetleri”nin hiç bir unvan altında marka tesciline konu olamayacağı düzenlenmiştir. Bu bakımdan, davacının markasının (45. sınıf hukuk hizmetleri “sınai ve fikri mülkiyet hakları konusunda danışmanlık hizmetleri dahil”) kapsadığı hizmetlerin içinde de avukatlık hizmetleri bulunmamaktadır. Nitekim, aynı husus Dairemizin 13.03.2006 tarih, 2004/2724 E, 2006/2496 K ve 02.12.2013 tarih, 2013/7232 E, 2013/21869 K sayılı kararlarında da açıklanmıştır. Somut olayda tarafların avukatlık hizmeti verdiği, tescil kapsamında bulunan diğer hizmetlere yönelik bir faaliyetlerinin bulunmadığı ve buna ilişkin bir iddia da olmadığına göre davacının davalının avukatlık hizmetlerine yönelik kullanımını engelleyemeyeceği gözetilmeden davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalının temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz edene iadesine, 21/02/2018 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.