T.C. YARGITAY HUKUK GENEL KURULU

ESAS NO: 2005/12-534
KARAR NO: 2005/554
TARİH: 5.10.2005
İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

YARGITAY İLAMI

Taraflar arasındaki “şikayet” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; İcra Hukuk Mahkemesince şikayetin reddine dair verilen kararın incelenmesi şikayet edenler vekili tarafından istenilmesi üzerine, Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 05.11.2004 gün ve 18264-23261 sayılı ilamı ile ;

(…Dairemizin süreklilik arz eden içtihatlarında açıklandığı üzere takip dayanağı menfi tespit konulu ilamın İİK’nun 72/4. maddesi gereğince kesinleşmeden takibe konulması mümkün değildir. İlamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabii bulunduğundan şikayetin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir…)

Gerekçesiyle bozularak dosya yerine geri çevrilmekle,yeniden yapılan yargılama sonunda, mahkemece önceki kararda direnilmiştir.

HUKUK GENEL KURULU KARARI

Hukuk Genel Kurulunca incelenerek direnme kararının süresinde temyiz edildiği anlaşıldıktan ve dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra gereği görüşüldü:

A- Şikayetçinin İsteminin Özeti:

Şikayetçi/borçlular vekili 09.07.2004 tarihli şikayet dilekçesinde; İcra Müdürlüğü’nün dosyasından tanzim olunan Örnek 53 nolu icra emrinin vekil olarak tarafına 06.07.2004 tarihinde tebliğ edildiğini, icra emri ile kendilerince açılan ancak reddedilen menfi tespit davasında davalı/alacaklı lehine hükmedilen avukatlık ücretinin ödenmesinin talep edildiğini, takibin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira, menfi tespit davasında verilen hüküm kesinleşmeden ilamın ve ilamın eklentilerinin ( fer’ilerinin ) infazını talep etmenin hukuken mümkün olmadığını, takibe dayanak teşkil eden Asliye Ticaret Mahkemesi dosyasının müvekkillerince takip alacaklıları aleyhine açılmış bulunan Menfi Tespit Davasına ilişkin olup; davanın red ile sonuçlandığını, verilen kararın taraflarınca temyiz edildiğini, dosyanın Yargıtay’a gönderilme aşamasında olup, henüz kesinleşmediğini, İ.İ.K. 72 /IV maddesinde ilamın ancak kesinleştikten sonra icraya konulabileceğinin açıkça belirtildiğini, çeşitli Yargıtay kararlarında da bu konunun açıkça vurgulandığını, İİK 72 maddesinin HUMK 443 maddesinden ayrı olarak düzenlenmiş özel bir hüküm olduğunu ve takibe dayanak teşkil eden menfi tespit davasındaki yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin ilam henüz kesinleşmediğinden takibe konulmasının mümkün olmadığını, ifadeyle, öncelikle huzurdaki dava sonuçlanıncaya kadar takibin durdurulmasına; yasa ve usule aykırı olarak tanzim olunan icra emrinin ve takibin iptaline, karar verilmesini istemiştir.

B-Yerel Mahkeme Kararının Özeti:

Yerel Mahkeme;

“İcra takip dosyası getirtilerek incelenmiştir.Takibe dayanak edilen Asliye Ticaret Mahkemesinin ilamı MENFI TESPİT davası sonunda verilmiş olup, davanın reddine karar verilmiştir. Hükümle tayin edilen vekalet ücretinin takibe konulması için hükmün kesinleşmesi şartı aranmaz. Karşı yan ancak hükmü tehiri icra talepli olarak temyiz edebilir. Şikayet yerinde değildir.”

Gerekçesiyle “Şikayetin REDDİNE” karar vermiştir.

C-Temyiz Evresi, Bozma ve Direnme:

Şikayetçi/borçlular vekilinin temyizi üzerine Yüksek Özel Daire; “….takip dayanağı menfi tespit konulu ilamın İİK’nun 72/4. maddesi gereğince kesinleşmeden takibe konulması mümkün değildir. İlamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabii bulunduğundan şikayetin kabulü yerine reddine karar verilmesi isabetsizdir.” Gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar vermiştir. Alacaklı/karşı tarafın karar düzeltme istemi Özel Dairece: “H.G.K.nun 7.11.1990 tarih ve 1990/12-446 E. 1990/564 K. sayılı kararı hükmüne göre, düzeltilmesi istenen Yargıtay ilamıyla bunda atıf yapılan mahkeme kararında yazılı gerekçeler ve dosyada mevcut belgeler karşısında karar düzeltme isteği yerinde görülmediği gibi HUMK.nun 440. maddesinde yazılı dört halden hiç birine de uymadığından İİK.nun 366. ve HUMK.nun 442. maddeleri uyarınca REDDINE…”karar verilmiştir.

Taraflara duruşma günü tebliğ olunmuş; şikayetçi vekili bozmaya uyulmasını , alacaklı/karşı taraf vekili ise önceki kararda direnilmesini istemiştir.

Mahkeme, önceki kararında direnerek şikayetin reddine karar vermiş; hükmü şikayetçiler vekili temyiz etmiştir.

D- İLGİLİ YASAL DÜZENLEMELER:

2004 Sayılı İcra Ve İflas Kanunu’nun “Menfi tespit ve istirdat davaları” başlıklı 72.maddesinin IV ve V.fıkraları:

“IV.Fıkra-(Değişik: 9/11/1988 – 3494/6 md.) Dava alacaklı lehine neticelenirse ihtiyati tedbir kararı kalkar. Buna dair hükmün kesinleşmesi halinde alacaklı ihtiyati tedbir dolayısıyla alacağını geç almış bulunmaktan doğan zararlarını gösterilen teminattan alır. Alacaklının uğradığı zarar aynı davada takdir olunarak karara bağlanır. Bu zarar herhalde yüzde kırktan aşağı tayin edilemez.

V.Fıkra-(Değişik: 9/11/1988 – 3494/6 md.) Dava borçlu lehine hükme bağlanırsa derhal takip durur. İlamın kesinleşmesi üzerine münderecatına göre ve ayrıca hükme hacet kalmadan icra kısmen veya tamamen eski hale iade edilir. Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibin haksız ve kötü niyetli olduğu anlaşılırşa, talebi üzerine, borçlunun dava sebebi ile uğradığı zararın da alacaklıdan tahsiline karar verilir. Takdir edilecek zarar, haksızlığı anlaşılan takip konusu alacağın yüzde kırkından aşağı olamaz.”

Hükmünü içermektedir.

E-GEREKÇE:

İstek, icra müdürlüğünün işlemini şikayete ilişkindir.

Şikayetçi/borçlular Asliye Ticaret Mahkemesine açtıkları Menfi Tespit davasında, “müzayaka halindeyken verdikleri , karşılığı bulunmayan çeklerden dolayı borçlu olmadıklarını” ileri sürmüşler; yapılan yargılama sonunda “Menfi Tespit davasının reddine, alacaklı/davalılar lehine vekalet ücretine” hükmedilmiştir.

Karar kesinleşmeden alacaklı taraf İcra Dairesinin dosyasında, borçlu/şikayetçiler aleyhine ilamlı takibe girişerek; borçluların açtığı menfi tespit davasının reddine ilişkin yukarıda açıklanan ilamda hükmedilen vekalet ücretini işlemiş faizi ile birlikte takip konusu yapmış; 39.506.360.000 TL vekalet ücreti alacağı ve işlemiş faizi olan 740.750.000 TL olmak üzere toplam 40.247.110.000 TL alacağın icra takip giderleri,vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren asıl alacağa işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.

İcra Müdürlüğünce düzenlenen Örn.53 icra emrinin 06.07.2004 tarihinde tebliği üzerine borçlular aynı tarihte “karar kesinleşmediğinden ferilerinin de istenemeyeceği, İİK.72 maddesinde bu konuda özel hüküm bulunduğu” iddiasıyla eldeki şikayet başvurusunu yapmıştır.

İcra Hakimliğince şikayet reddedilmiş; şikayetçi tarafın temyizi üzerine Özel Dairece; “ilam kesinleşmeden ferilerinin de takibe konu olamayacağı” gerekçesiyle, karar bozulmuş; İcra Hakimliğince “menfi tespit isteminin reddedildiği, redde ilişkin kararın dolayısıyla ferilerinin kesinleşmesi gerekmediği “gerekçesiyle önceki kararda direnilmiştir.

Hükmü şikayetçi taraf temyiz etmiştir.

Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık ; olumsuz tespit (menfi tespit) davasının reddine ilişkin ilamda davalı taraf yararına hükmedilen vekalet ücretinin tahsili amacıyla takibe girişilebilmesi için ilamın kesinleşmesinin gerekip gerekmediği noktasındadır.

Öncelikle belirtilmelidir ki, kural olarak; alacaklının, elindeki ilama dayanarak ilamlı icra takibi yapabilmesi için hükmün kesinleşmiş olması şart değildir. Hüküm kesinleşmeden de alacaklı ilamlı takip yoluna başvurabilir.

Yine, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443/1 maddesi gereğince kural olarak, temyiz edilmiş olması da ilamın icrasını durdurmaz

Ancak, bazı istisnai durumlarda ilam kesinleşmedikçe icraya konulamaz.

Bu istisnaların bir bölümü Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 443. maddesinde belirtildiği gibi, bir bölümü de özel yasalarında gösterilmiştir

Bu istisnai hükümlerden birisi de 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun yukarıya metinleri aynen alınan 72. maddesinin (IV). ve (V). Fıkralarında özel olarak düzenlenmiş ve açıkça ifade olunmuştur.

Buna göre; menfi tespit konulu ilamın anılan İcra ve İflas Kanunu’nun 72. maddesi karşısında kesinleşmeden takibe konulması olanaklı değildir.

Diğer taraftan, İlam bir bütün olup, ilamda yer alan eklentiler de aynı kurala tabidir. İlamda yer alan tüm alacak kalemlerinin ilamın kesinleştiği tarihte muaccel hale geleceği belirgin olmakla, ilam kesinleşmeden eklentilerin ayrıca takibe konu edilmeleri de söz konusu olamayacaktır.

Eş söyleyişle; borçlunun borçlu olmadığını kanıtlamak için açtığı menfi(olumsuz) tespit davası sonunda alınan ilamın yargılama gideri ve tazminata ilişkin bölümleri, davanın kabulü ya da reddine ilişkin bölümü ile bir bütündür. Bu kalemlerin kesinleşmesi ve infazı ancak bir bütün olarak ilamın kesinleşmiş olmasına bağlıdır. Dolayısıyla, ilamın esas hakkındaki hükmü kesinleşmeden vekalet ücreti ve yargılama giderlerine ilişkin hüküm bölümü ayrıca infaz ve icra takibine konu edilemez.

Açıklanan hususlar Özel Dairenin yerleşik uygulamasını gösteren tüm kararlarında ortaya konulduğu gibi, Hukuk Genel Kurulunun 07.11.1990 gün ve 1990/12-446 esas-1990/564 sayılı kararında da vurgulanmıştır.

Yukarıda açıklanan ilkeler karşısında, esasa ilişkin bölümü ile yargılama giderleri bir bütün olan menfi (olumsuz) tespit ilamının, esasa ilişkin bölümü kesinleşmeden hüküm kısmının diğer kalemlerinin infazı ve icra takibine konu olması mümkün olmadığından, somut olay yönünden ise alacaklı taraf bu gereğe uymaksızın kesimleşmemiş hükme dayanarak takibe giriştiğinden, İcra Mahkemesince şikayetin kabulüne karar verilmesi gerekirken reddine karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirmiştir.

Direnme kararı bu nedenle bozulmalıdır.

S O N U Ç : Şikayet edenler vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda gösterilen nedenlerden dolayı H.U.M.K.nun 429.maddesi gereğince BOZULMASINA, istek halinde temyiz peşin harcının geri verilmesine 5.10.2005 gününde, oybirliği ile karar verildi.