T.C. YARGITAY 2. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2013/9275
KARAR NO: 2014/1437
TARİH: 27.1.2014

ÖZET : Dosya içerisine getirtilen belgelerden her iki dava arasında 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde belirtildiği şekilde hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında delillerin birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken davaların farklı hukuki sebeple açıldığından bahisle birleştirme talebinin reddi isabetsizdir.

DAVA : Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarda tarihi ve numarası gösterilen hüküm, davalı ( kadın ) tarafından temyiz edilerek; temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılması istenilmekle; duruşma için belirlenen 27.1.2014 günü temyiz eden davalı vekili ve karşı taraf davacı M. B. vekili geldiler. Gelenlerin konuşması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için duruşmadan sonraya bırakılması uygun görüldü. Bugün dosyadaki bütün kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR :
1- )Davalı kadın süresi içerisinde sunduğu cevap dilekçesiyle, davacı koca aleyhine bu dava öncesinde Rize Aile Mahkemesi’nin 2011/325 esasına kayıtlı boşanma davası açtığını, bu davanın derdest olduğunu belirterek her iki davanın birleştirilmesi talebinde bulunmuştur. Dosya içerisine getirtilen belgelerden her iki dava arasında 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 166. maddesinde belirtildiği şekilde hukuki ve fiili bağlantı bulunduğu anlaşılmaktadır. Gerçekleşen bu durum karşısında delillerin birlikte değerlendirilip sonucu uyarınca bir karar verilmek üzere her iki dosyanın birleştirilmesine karar verilmesi gerekirken davaların farklı hukuki sebeple açıldığından bahisle birleştirme talebinin reddi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

2- )Boşanma veya ayrılık davası açılınca hakim, davanın devamı süresince, gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına ( T.M.K. madde 186/1 ), geçimine ( T.M.K.madde 185/3 ), malların yönetimine ( T.M.K. m. 223, 242, 244, 262, 263, 264, 267, 215 ) ve çocukların bakım ve korunmasına ( T.M.K. m. 185/2 ) dair geçici önlemleri kendiliğinden ( resen ) almak zorundadır ( T.M.K. m. 169 ). O halde; 4721 Sayılı Türk Medeni Kanununun 185/3. ve 186/3. maddeleri uyarınca, tarafların ekonomik ve sosyal durumları da gözetilerek dava tarihinden geçerli olmak üzere davalı kadın yararına uygun miktarda tedbir nafakasına hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

3- )Kabule göre de; temyiz dilekçesi ekinde sunulan belgelerden mahkemece verilen kesin süre dahilinde tanıklarının dinletilmesine dair giderlerin davalı vekilince İstanbul 2 numaralı mahkeme veznesi aracılığıyla yatırıldığı halde, tanık giderlerinin yatırılmadığından bahisle ve savunma hakkını kısıtlar şekilde davalı tanıkları dinlenilmeden işin esası hakkında karar verilmesi de doğru görülmemiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen hükmün yukarda 1. ve 2. bentte gösterilen sebeplerle BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, duruşma için takdir olunan 1100.000 TL. vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalıya verilmesine, istenmesi halinde temyiz peşin harcının yatırana iadesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle, 27.01.2014 tarihinde karar verildi.