YARGITAY 16. CEZA DAİRESİ

ESAS NO: 2018/5113
KARAR NO: 2020/508
TARİH: 17.01.2020

“İçtihat Metni”

TALEP:
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2018 tarih ve 2018/89862 sayılı yazısı ile; silahlı terör örgütüne üye olma suçundan sanık …’ın beraatine dair Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/12/2017 tarihli ve 2017/43 esas, 2017/193 sayılı kararını kapsayan dosya incelendi.
Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince sanığın eylemlerinin terör örgütüne iltisak ve sempati boyutunda kaldığı, örgütsel bağ ve hiyerarşik yapıya dahil olduğuna ilişkin yeterli delil elde edilemediğinden bahisle beraatine karar verilmiş ise de;

Dosya kapsamına göre, sanığın Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince yargılanmasına devam ederken, hakkında aynı zamanda Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından da soruşturma yürütüldüğü ve soruşturma evrakının yetkisizlik kararı ile Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilerek 2018/21094 sayılı sırasına kaydedildiği; mahkeme dosyası ile anılan soruşturma evraklarının incelenmesinden, Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığı’ndan Denizli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 10/03/2017 tarihli ve 2017/6946 soruşturma sayılı yazı ile talep edilen rapor henüz gelmeden mahkemece sanığın beraatine karar verildiği gibi, ifadesine başvurulan …’nın sanığın örgütün yayın organlarından olan Zaman gazetesine kayyım atanmasını protesto etmek için Aksaray Adliyesi önünde yapılan eyleme katıldığını beyan ettiği, yine sanığın Bank Asya isimli bankada bulunan hesabından Cihan Medya Dağıtım firmasına 15/11/2015-15/07/2016 tarihleri arasında düzenli ödemeler yaptığı ve aktif olarak Bank … ile çalıştığı, FETÖ/PDY terör örgütü üyeliği suçundan haklarında soruşturma bulunan 70 ayrı kişi ile görüştüğüne dair HTS kayıtlarının bulunduğu, … dergisi,… gazetesi, … Card… Okulları gibi örgütle bağlantılı kurumlardan telefonuna mesajlar aldığı, Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince Bank Asya hesaplarına ilişkin alınan bilirkişi raporundan 2013 yılı Aralık ayında hesap bakiyesi bulunmamasına karşın, örgüt liderinin medyaya yansıyan talimatından hemen sonra 2014 yılı Ocak ayında bakiyesinin 1.200,00 Türk lirasına çıktığı, sanığın örgütle bağlantılı Samsun ve Aksaray’da bulunan özel okullarda görev yaptığı, örgüt bağlantısı nedeniyle kapatılan Eğitim İş Sendikasına üye olduğu, örgüt mensupları arasında gizli haberleşme programı olarak kullanılan Kakao Talk isimli uygulamayı kullandığı hususlarının sabit olması..

karşısında; sanığın FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne örgütsel olarak bağlı olduğu ve üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluştuğu gözetilmeden, mahkûmiyeti yerine yazılı şekilde beraatine karar verilmesinde isabet görülmemiştir.

5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ifadeli 01/11/2018 gün ve 94660652-105-20-9181-2018-Kyb sayılı istemlerine müsteniden ihbar ve mevcut evrak Dairemize gönderilmiştir.

OLAY:
FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yakalanarak hakkında işlem yapıldığı belirtilen kardeşi … ile ilgili yapılan arama sırasında, kardeşine ait cep telefonunu fabrika ayarlarına döndürdüğü belirtilerek silahlı terör örgütünü kurma, yönetme, üye olma ve suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme suçlarından başlatılan Sarayköy İlçe Emniyet Müdürlüğünce hazırlanarak 19.08.2016 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilen fezlekeye konu soruşturma sürecinde, müdafii eşliğinde alınan ifadesinde özetle; 2010-2012 yıllarında Bafra’da… Kolejinde, 2012-2016 yıllarında Aksaray’da…Kolejinde sınıf öğretmenliği yaptığını, maaş hesabı olarak …’da açılan hesabının bulunduğunu, sohbetlere 17/25 aralık darbe girişiminden sonra katılmadığını, üniversite yıllarında arkadaşlarının çağrısı üzerine bir kaç defa örgüt evlerine gittiğini ancak kalmadığını, kakoo, line, wiber ve tango adlı programları kullandığını, belirtilen okulların hayırsever iş adamlarınca yapıldığını bildiğini bu şahısların örgütle bağlantısını bilmediğini ancak okulların cemaatle bağlantılı olduğunun söylendiğini duyduğunu, … kolejinde çalıştığı dönemde kaldığı evin örgütle bağlantısının olmadığını, örgütle bağının olmadığını beyan eden ve yapılan aramada üzerlerinde …yazılı 11 adet CD ve 9 adet kitap ayracı, 60 adet üzerinde Delta Koleji yazan DVD ile birlikte çeşitli dijital materyalllere el konulduğu belirtilen, tutuklama istemi ile sevk edildiği Sarayköy Sulh Ceza Hakimliğinde yapılan sorgusu akabinde hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına ayrıca süreçte hak ve alacağı, taşınmazı ve aracı bulunmadığı bildirilmiş ise de malvarlığına tedbiren el konulmasına yönelik karar verildiği, kimlik numarası üzerinden yapılan sorgulamalarda bylock kullanıcısı olmadığı, 31.07.2012 ve 12.12.2013 tarihlerinde açtığı …hesabının yanı sıra başkaca bankalarda da hesabının bulunduğu, KHK ile kapatılan Pak Eğitim İş Sendikasına üye olduğu, KHK ile kapatılan … İlköğretim ve Özel … İlk Öğretim Okullarında çalıştığının tespiti üzerine Sarayköy Cumhuriyet Başsavcılığınca 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53, 55, 58, 63 ve 3713 sayılı TMK’nın 5/1 maddeleri uyarınca kamu davası açılması hususunda hazırlanan fezlekenin Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine müteakip, 10.03.2017 tarihli müzekkere ile MASAK raporunun tanzim edilmesi istenildiği ve dijital materyallere yönelik incelemenin de devam ettiği de belirtilen Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının, 10.03.2017 tarihli 2017/6946 soruşturma, 2017/2383 esas ve 2017/359 numaralı iddianamesi ile FETÖ terör örgütü üyesi olduğu iddia edilen sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 314/2, 53, 58/9,63, 54, 55 ve 3713 sayılı TMK’nın 5/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması istenilmiştir.
15.03.2017 tarihinde Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince iddianamenin kabulüne müteakip, 2017/43 esasa kayden yürütülen kovuşturma kapsamında; 31.03.2017 tarihli tutanakla ByLock kaydının olmadığının bildirildiği, 18.04.2017 tarihli bilirkişi raporu ile 31.07.2012 tarihinde Bank Asya’da hesap açtırdığı ve 2013 aralık ile 2016 temmuz tarihleri arasındaki hesap hareketlerinin incelendiği, mahkeme huzurunda yaptığı savunmasında süreçte mağdur olduğunu ve suçlamaları kabul etmediğini beyan ettiği; iddia makamınca; “Gökhan Uluçay hakkında FETÖ PDY silahlı terör örgütü üyeliğinden yapılan ihbar nedeniyle, sanığın evinde yapılan aramada örgüt lideri F. Gülen’e ait bazı kitap ve CD’lerin ele geçtiği, sanığın daha önce örgütle irtibatlı olduğu için KHK ile kapatılan … İ.Ö.O ile … İ.Ö.O’da 2012-2016 yılları arasında çalıştığı, dijital materyaller üzerinde yapılan incelemede telefonunda herhangi bir suç unsuruna rastlanılmadığı, sadece bilgisayarında F. Gülen’e ait görüntülerin yüklendiğinin tespit edildiği, …’da maaş hesabı bulunduğu, aktif olarak kullanıldığı, ancak örgütün talimatının olduğu tarihlerde katılım hesabı açılmadığı ve toplu para yatırılmadığının görüldüğü, sanığın örgüte ait gazete ve dergi aboneliği bulunmasının örgüt liderine ait kitap, CD ve görüntülerinin ele geçirilmesinin ve bu örgütle iltisaklı olduğu için idarece kapatılan okullarda bir süre çalışmış olmasının iltisak ve sempati boyutunda olup örgütsel bağ ve hiyerarşik yapıya dahil olma boyutuna ulaştığına dair aleyhine yeterli delil olmadığı ve suçlamanın kuşkulu kaldığından sanığın örgüt üyesi sayılamayacağı belirtilerek “silahlı terör örgütüne üye olma” ve “örgüte bilerek yardım etme” suçundan dolayı “şüpheden sanık yararlanır ilkesi” gözetilmek suretiyle mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı deliller elde edilemediğinden CMK.’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine” karar verilmesinin mütalaa olunduğu anlaşılan sanığın yokluğunda ancak müdafii huzurunda 14.12.2017 tarihli duruşmada tefhim olunan hükümle hakkında “CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın atılı suçu işlediği sabit olmadığından beraatine,” istinaf kanun yolu açık olmak üzere fakat yüzüne karşı tefhim olunduğu da belirtilerek ve gerekçeli kararda da; Denizli Emniyet Amirliğinin 22.02.2017 tarihli inceleme raporunun da deliller arasında belirtilmesi sureti ile “somut olayda sanığın, örgüte ait gazete ve dergi aboneliği bulunmasının örgüt liderine ait kitap, CD ve görüntülerinin ele geçirilmesinin ve bu örgütle iltisaklı olduğu için idarece kapatılan okullarda bir süre çalışmış olmasının iltisak ve sempati boyutunda olup örgütsel bağ ve hiyerarşik yapıya dahil olma boyutuna ulaştığına dair aleyhine yeterli delil olmadığı ve suçlamanın kuşkulu kaldığından sanığın örgüt üyesi sayılamayacağı kanaatine varıldığından, CMK’nun 223/2-e maddesi gereğince sanığın üzerine atılı suçtan beraatine” dair istinaf edilmediğinden 22.12.2017 tarihinde kesinleşen kararın verildiği görülmüştür.

16.03.2017 tarihli dosya ile ilgili emanet makbuzuna ilişik halde bulunan ek
belgelerde, hakkında takipsizlik kararı verildiği belirtilen, başkaca bir şüpheliye ait 08.03.2017 tarihli ön inceleme tespit tutanağı ile 22.02.2017 tarihli inceleme raporunun bulunduğu anlaşılmıştır.

Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen 2017/5833 sayılı soruşturma kapsamında ifadeleri alınan şüpheliler … ve …’un beyanlarıyla yargılama sürecinde sanığında beyanlarında geçen Aksaray ilinde … Kolejinde birlikte çalıştıklarına, sohbet gruplarının olduğuna, adliye önünde yapılan protesto gösterilerine katıldığına dair beyanlara istinaden, HTS kayıtları ile Bank Asya hesap hareketlerine dair incelemelerde yapılmak sureti ile örgütle bağlantısı nedeni ile kapatılmasına karar verilen … Aş ve … Hizmetleri Tic Aş de çalıştığına dair SGK kayıtlarının tespit edildiği, kapatılan …Eğitim Sendikasına üye olduğu, çalışma izinleri iptal edilen ve sonra yeniden izin verilen personeller arasında adının bulunduğunun, Bank Asya hesabının bulunduğunun, kredi kartından … Medya, Işık Yayıncılık, …Emeklilik firmalarına ödemeler yaptığının, HTS kayıtlarında haklarında soruşturma yürütülen kişiler ile şüpheli irtibatlarının tespit edildiğinin, … dergisinden, … Gazetesinden,…’tan, … Okullarından, Kimse Yok mu Derneğinden ve Kakaotalk’tan mesaj aldığının ve hakkında Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinde açılan kamu davasının beraatle sonuçlandığının tespit edilmesi nedeni ile aleyhine yargılamanın yenilenmesi nedeni olarak değerlendirilmesi için 01.06.2018 tarihli yetkisizlik kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçu kapsamında yürütülen 2018/3114 sayılı soruşturma dosyasının, Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına yetkisizlik kararı verilerek gönderildiği görülmüştür.

Denizli Cumhuriyet Başsavcılığının 13.06.2018 tarihli yazısı ile Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama esnasında sanığın Bank Asya hesaplarına ilişkin bilirkişi raporu alındığı, alınan bilirkişi raporunda 2013 yılı Aralık ayında bakiyesinin bulunmadığı ancak örgüt liderinin medyaya da yansıyan talimatından hemen sonra 2014 yılı Ocak ayında bakiyesinin 1200 tl ye çıkardığının tespit edildiği, soruşturma esnasında Mali Suçları Araştırma Kurulu Başkanlığından talep edilen raporun beklenmediği, sanığın örgüt bağlantılı Samsun ve Aksaray İllerindeki özel okullarda bu kurumların KHK ile kapatılmasına kadar görev yaptığı, örgüt bağlantısı nedeniyle KHK ile kapatılan Pak Eğitim İş Sendikasına üye olduğu, evde yapılan aramada örgüt liderine ait materyallerin bulunduğu, gözaltına alınan kardeşine ait telefonu formatlayarak delilleri kaybetmeye çalıştığı, örgüt üyeleri tarafından gizli haberleşme için kullanılan Kakao Talk isimli programı kullandığını kabul ettiği ayrıca Aksaray Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma sonucunda Zaman Gazetesine kayyım atanması nedeniyle örgütçe düzenlenen protesto eylemlerine katıldığı, örgüt üyeliğinden haklarında soruşturma yürütülen 70 ayrı kişi ile irtibat halinde olduğu, … Medya isimli örgüt bağlantılı kuruluşa düzenli ödeme yaptığı da anlaşıldığı belirtilerek beraat kararının kanun yararına bozulması isteminde bulunulması üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığından Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.11.2018 tarihli yazısı ile kesinleşen karara yönelik kanun yararına bozma isteminde bulunulmasının istenilmesi üzerine dosyanın Dairemize gönderildiği anlaşılmıştır.

KANUN YARARINA BOZMA İSTEMİNE İLİŞKİN UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI:
Sanık hakkında Denizli 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14.12.2017 tarihli ve 2017/43 esas, 2017/193 sayılı kararı ile verilen beraat kararının hukuka uygun olup olmadığına ilişkin ise de öncelikle eksik inceleme ve araştırmaya dayalı olarak verilen kararın istemin kanun yararına bozma yasa yoluna imkan verip veremeyeceğine dairdir.

HUKUKSAL DEĞERLENDİRME:
Kanun yararına bozma, kesinleşen hükümde verildiği zaman yürürlükte bulunan usul ve maddi hukuka ilişkin hukuka aykırılıkların giderilmesi ile sınırlı olduğundan, inceleme karar tarihindeki mevzuat hükümlerine göre yapılmıştır.

Ayrıntıları, 14.11.1977 tarih, 3-2 sayılı içtihadı birleştirme karan ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun Dairemizce de benimsenen istikrar kazanmış kararlarında (03.04.2012 tarih 2011/10-438 – 2012/141 sy. 10.05.2011 tarih 6-80-90 sy. 14.12.2010 tarih 4-210-259 sy. 15.06.2010 tarih 9-117-146 sy. 23.06.2009 tarih 9-30-177 sy. gibi) açıklandığı üzere: 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde, olağanüstü ve istisnai bir kanun yolu olarak düzenlenen kanun yararına bozma ile; hakim ya da mahkemelerce verilen ve temyiz veya istinaf incelemesinden geçmeksizin kesinleşen karar yahut hükümlerdeki gerek maddi gerekse usule ilişkin hukuka aykırılıkların hem ilgilisi hem de toplum açısından giderilmesi ile ülkede uygulama birliğinin sağlanması amaçlanmaktadır. Ancak kesin kararlara karşı kabul edilmesi nedeniyle bu amaçlara hizmet etmeyen, sadece yapılan uygulamanın hatalı olduğunun tespiti ile yetinilmesi sonucunu doğuran hukuka aykırılıkların bu yolla çözülmesinde kanun yararı olmadığı gibi bu uygulamanın kesin hükmün otoritesini sarsacağı da açıktır.

Aynı nedenlerle olağan yasa yollarına göre, kapsamının dar ve sınırlı olması, hukuka aykırılığın, davanın özüne ve cezaya esaslı bir şekilde etki etmesi, tüm hukuka aykırılıkların bir defada giderilmesi gerekmektedir.
Hakim ya da mahkeme tarafından değiştirilmesi, geri alınması her zaman mümkün olan kararlarda yasanın aradığı kesinlikten bahsedilemez.
Ciddi boyuta ulaşmayan, maddi meseleye ilişkin olan, hakimin kanaat ve takdir yetkisi kapsamında kalan hususlar ile infaz aşamasında, soruşturma ya da kovuşturma safhasında alınacak bir kararla giderilebilecek nitelikte olanlar gibi başka bir yol ve yöntemle giderilmesi mümkün olan hukuka aykırılıkların kanun yararına bozma konusu olamayacağı kabul edilmektedir.

Sübutu kabul edilen eylemin suç oluşturup oluşturmayacağı ya da hangi suçu oluşturacağı yönündeki hukuki tespit, kabul ve uygulamaların yukarıda sayılan, uygulama birliği ve hukuk güvenliği amaçları bağlamında kanun/kamu yararı taşıdığından kanun yararına bozma yasa yoluna konu olabileceğinde şüphe yoktur. Yüksek Ceza Genel Kurulu da aynı görüştedir. (23.6.2009 t,2009/7-69,176 sy)

Ancak ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 25.10.1993 tarih 260/281 sayılı kararında da açıklandığı üzere; olaya ilişkin deliller toplanıp değerlendirilmişse, delil takdiri yapılarak verilen bu karar aleyhine noksan kovuşturma yapıldığından ya da takdirinde yanılgıya düşüldüğünden bahisle kanun yararına bozmaya gidilemez.

Diğer taraftan AİHS’nin 6. ve Anayasanın 36/1. maddeleri ile teminat altına alınan adil yargılama hakkı kapsamında kalan ve ceza yargılama hukukunun temel ilkelerinden olan “çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem” kuralı gereğince, nihai bir kararla mahkum edilen ya da beraat eden kimse, aynı egemenlik alanı içinde aynı fiilden dolayı yeniden yargılanamaz ve cezalandırılamaz. AİHS 7 nolu protokolün 4. maddesi ile Kişisel ve Siyasal Haklar Sözleşmesinin 14/7. maddeleri de bu kuralı güvenceye bağlamıştır.
Ne var ki, asıl amacı maddi gerçeğe insan onuruna yaraşır biçimde ulaşmak olan ceza yargılamasının, adli hatalar nedeniyle mutlak hakikate ulaşamaması muhtemel ve vakıadır. Bu nedenle kesin hükmün otoritesine istisna olmak üzere olağanüstü yasa yolları benimsenmiştir. 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinde düzenlenen kanun yararına bozma, 311-314. maddelerinde düzenlenen yargılamanın yenilenmesi ve 308. maddesinde yer alan Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itarızı da bu istisnalardandır.
Yukarıda değinildiği gibi kanun yararına bozma talebine ilişkin inceleme, talebe esas teşkil eden hüküm ya da kararın tesis edildiği tarih ve şartlar itibariyle değerlendirilmesini gerekli kılar. Hüküm ya da karar tarihinden sonra ortaya çıkan deliller, şartları varsa yargılamanın yenilenmesini gerektirebilir ise de kesinleşen hüküm veya kararı kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremez. Aksi düşünce hem kesin hükmün otoritesini sarsar hem “çifte yargılama yasağı/Ne bis in idem” kuralını ihlal eder hem de hukuk güvenliğini zedeleyerek toplumsal tedirginlik ve huzursuzlukları besler.

Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde FETÖ terör örgütü üyesi olması nedeniyle cezalandırılması istenen sanık hakkında yapılan kovuşturmada Bank Asya hesap hareketlerine dair bilirkişi incelemesinin yaptırıldığı ve verilere esas kayıtların dijital olarak celp edildiği, soruşturma aşamasında çok sayıda kurum ve kuruştan gelen hak, alacak ve malvarlığının bulunup bulunmadığına dair müzekkere cevaplarının da denetime açık olacak şekilde dosya içerisinde bulundurularak mahkemesince incelendiği, çalıştığı örgütle iltisaklı kurumlar, kullandığı programlar, katıldığı sohbetler hakkında sanığın da süreçte beyanda bulunduğu nazara alındığında, beraatine dair verilen kararın istinaf edilmeyerek kesinleşmesinden sonraki süreçte gönderilen yetkisizlik kararına konu soruşturma dosyası kapsamında yer alan ifadelerin suçun sübutu bakımından belirleyici nitelikte olmasına rağmen, CMK’nın 217. maddesi gereğince duruşmada tartışılıp değerlendirilmeyen fakat hükmün kesinleşmesinden sonra ortaya çıkan delilin kesinleşen hükmü kanun yararına bozma talebinin konusu haline getiremeyeceği; maddi vakıaya yönelik değerlendirmelerde takdir hatası yapıldığı veya eksik kovuşturma yürütüldüğünden bahisle kanun yararına bozma istenemeyeceğinden talebin reddine karar verilmiştir.

SONUÇ: Açıklanan sebeplerle;
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının tebliğnamedeki düşüncesi yerinde görülmediğinden, CMK’nın 309. maddesi uyarınca kanun yararına bozma isteğinin REDDİNE, dosyanın mahalline iadesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE 17.01.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.