image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır

T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2018/7488
KARAR NO: 2019/6546
TARİH: 11.9.2019

ÖZET: Kaçak su kullanımından kaynaklanan itirazın iptalinde taraflar arasındaki ihtilafın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu dosya kapsamıyla sabit olduğundan uyuşmazlığa konu dava ticari dava niteliğinde olduğundan Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanması gerekir.

DAVA : Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

KARAR : Davacı; yapılan kontrollerde davalı şirkete ait işyerinde kolektörde boş olan sayaç yerine musluk ve hortum bağlayarak kaçak su kullanıldığının tespit edildiğini, bu nedenle davalı hakkında 29/07/2013 tarihinde kaçak su tutanağı düzenlendiğini, aski tarifeler yönetmeliğinin 55.maddesine uygun olarak kaçak işlemi yapıldığı, kaçak su bedelinin aylık 100 m3 üzerinden hesaplandığını, davalı hakkında kaçak su bedelinin ödenmesi amacıyla başlatılan Ankara 18. İcra Müdürlüğünün … sayılı dosya ile takibe geçildiğini, davalının itirazı üzerine takibin durduğu iddia ederek, davalının haksız itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı; kaçak su kullanmadığını, kullanılan suyun herhangi bir bağımsız bölüme atfedilemeyeceğini, suyun başkaları tarafından da kullanılmış olabileceğini, suyun sayaçtan geçtiğini, ölçülebileceğini, ücretlendirildiğini, su aboneliğinin mevcut olduğunu, kaçak su tüketilmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.

Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, davalının Ankara 18. İcra Müdürlüğünün … esas sayılı takibinde davalının asıl alacak 1.197,50 TL ile işlemiş faiz 17,42 TL toplamı 1.214,92 TL borca itarazın iptaline karar verilmiş, hüküm davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Dava, kaçak su kullanımından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptaline ilişkindir. Temyize konu öncelikli uyuşmazlık; davaya bakmaya görevli mahkemenin hangi mahkeme olduğu hususunda toplanmaktadır.

6102 Sayılı TTK’nın 16 maddesinin birinci fıkrasında; ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşların da tacir sayılacağı belirtilmiştir. Davacı ASKİ Genel Müdürlüğü, 2560 Sayılı İSKİ Kanunu’nun ek 5 ve geçici 10. maddeleri ile kurulmuş olup, özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olması yanında ticari şekilde veya iktisadi esaslara göre işletilmekte, yaptığı işler itibariyle de ticarethane sayılmakta ve tacir sıfatını taşımaktadır.

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesine göre; bir davanın ticari dava sayılması için, uyuşmazlık konusu işin, taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesi’nin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. Yine, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 19. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira, Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir.

6335 Sayılı Kanun’un 2. maddesiyle değişik 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi uyarınca, ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 Sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir. Göreve ilişkin düzenlemeler, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemesi Kanununun 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan, mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re’sen incelenir.

Yapılan bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; tacir oldukları çekişmesiz olan taraflar arasındaki ihtilafın, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Bu halde, uyuşmazlığa konu dava, ticari dava niteliğindedir.

Hal böyle olunca, mahkemece; davanın ticari dava olduğu gözetilerek davaya Asliye Ticaret Mahkemesinde bakılması için dava dilekçesinin görev yönünden reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile işin esası incelenerek yazılı şekilde hüküm tesis edilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.

2- ) Bozma nedenine göre, davacı tarafın diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

SONUÇ : Yukarıda birinci ve ikinci bendde açıklanan nedenlerle hükmün HUMK’nun 428. maddesi gereğince davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine, 6100 Sayılı HMK’nun geçici madde 3 atfıyla 1086 Sayılı HUMK’nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 11.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır