YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİ

Esas No: 2015/18977
Karar No: 2015/30388
Tarih: 3.12.2015

ÖZET: Senedin, imzalı boş bir belgenin doldurulması sonucu elde edildiği hususu, İİK. nun 68/a maddesine göre ve şekli inceleme yapan icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği gibi, değerlendirme konusu da yapılamaz. Bu yöndeki iddia yargılamayı gerektirip, ancak genel mahkemede açılacak bir davada ileri sürülebilir.

DAVA : Yukarıda tarih ve numarası yazılı mahkeme kararının müddeti içinde temyizen tetkiki alacaklı tarafından istenmesi üzerine bu işle ilgili dosya mahallinden daireye gönderilmiş olup, dava dosyası için Tetkik Hakimi …tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp düşünüldü :

KARAR : Alacaklı tarafından senede dayalı olarak genel haciz yolu ile ilamsız icra takibine başlandığı, örnek 7 numaralı ödeme emrinin tebliği üzerine borçlunun, İİK.nun 62. maddesinde öngörülen yasal sürede icra dairesine yaptığı imzaya itiraz ile takibin durduğu, alacaklının, itirazın geçici kaldırılması istemi ile icra mahkemesine başvurduğu, mahkemece takip dayanağı belgenin, başka belgelerden elde edilen ve borçluya ait olan imzalar ile oluşturulduğu gerekçesiyle itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği anlaşılmıştır.

Alacaklının icra mahkemesine başvurusu, İİK.nun 68/a maddesine dayalı itirazın geçici kaldırılması istemidir. Genel haciz yoluyla yapılan icra takibinde borçlu senet altındaki imzasına itiraz ederse, alacaklı itirazın kendisine tebliğinden itibaren altı aylık yasal sürede icra mahkemesine başvurarak itirazın geçici kaldırılmasını isteyebilir. Bu durumda icra mahkemesince İİK. nun 68/a maddesi uyarınca imza incelemesi yapılır ve senet altındaki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu belirler ise, itirazın geçici olarak kaldırılmasına, aksi halde istemin reddine karar verir.

Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılığınca talep edilmesi üzerine,… tarafından düzenlenen 12.12.2014 tarihli raporda; takibe dayanak belgedeki imzaların borçlunun eli ürünü olduğunun belirlendiği görülmüştür.

Bu durumda takip dayanağı senet altındaki imzanın borçluya ait olduğu tespit edilmiş olup, senedin, imzalı boş bir belgenin doldurulması sonucu elde edildiği hususu, İİK. nun 68/a maddesine göre ve şekli inceleme yapan icra mahkemesinde ileri sürülemeyeceği gibi, değerlendirme konusu da yapılamaz. Bu yöndeki iddia yargılamayı gerektirip, ancak genel mahkemede açılacak bir davada ileri sürülebilir.

O halde mahkemece, İİK.nun 68/a maddesine göre itirazın geçici olarak kaldırılmasına karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçe ile istemin reddi yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.

SONUÇ : Alacaklının temyiz itirazlarının kabulüyle mahkeme kararının yukarda yazılı sebeplerle İİK’nun 366 ve HUMK’nun 428. maddeleri uyarınca (BOZULMASINA), peşin alınan harcın istenmesi halinde iadesine, ilamın tebliğinden itibaren 10 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 03/12/2015 gününde oyçokluğuyla karar verildi.

Üye ..’nun Karşı Oy Yazısı

6100 Sayılı HMK.nun 209/1. maddesinde; “Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme tabî tutulamaz” düzenlemesi yer almaktadır. Bu maddeyi kapsamı itibari ile ikiye ayırmak gerekir. Bunlardan birincisi senetteki imzanın inkar edilmesi, diğeri ise yazının inkarıdır.

Sahtelik iddiasının imza inkarı dışındaki bir nedene dayanması halinde ise 6100 Sayılı HMK.nun 209/1 .maddesinin amir hükmü gereği icra takibi olduğu yerde durur. Bunun için sahtelik iddiasının ileri sürüldüğü Cumhuriyet Savcılığı ya da mahkemece ayrıca tedbir kararı verilmesi gerekmez. Borçlu tarafından icra dairesine başvurulması halinde icra müdürlüğünce anılan madde uyarınca sahtelik davası sonuna kadar icra takibinin durdurulması gerekir. Öte yandan borçlu tarafından doğrudan icra mahkemesine başvurulmasına da yasal engel olmadığı gibi, hakim, 6100 Sayılı HMK.nun 209/1 .maddesini re’sen nazara almalıdır.

Hukuk Genel Kurulu’nun 06.02.2002 tarih ve 2002/19-18 esas, 2002/48 karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere. HUMK. 314 – 316 – 317. maddeleri gereğince,- —–(6100 Sayılı HMK.’nun 208-209- 211.maddeleri) —usulüne göre açılmış bir sahtecilik davası sırasında senedin bilirkişi marifeti ile incelenmesine ve olaydan haberdar olanların dinlenmesine karar verilmesi halinde, senet o dava sonunda verilecek hükme kadar hiçbir işleme ve isteğe esas tutulmaması gerekir.

Somut olayda;adi senede dayanarak genel haciz yoluyla takip yapıldığı,borçlunun sahte belge oluşturularak takibe konulduğunu iddia ederek borca ve imzaya itiraz etmesi üzerine icra müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiği, alacaklının itirazın geçici kaldırılması için icra mahkemesine başvurduğu,borçlunun şikayeti üzerine… C.savcılığının 2014/8136 Sayılı dosyasında soruşturma başlatıldığı,savcılık tarafından polis kriminalden alınan raporda belgedeki yazı ve imzaların farklı kalemlerden çıktığı, imzanın borçlunun eli ürünü olduğu, yazının ise eli ürünü olmadığının tespit edildiği, borçlunun belgelerin …’nin uhdesinde bulunan 58091 numaralı abonelik sözleşmesinin ek 8 ve ek 9. sayfalarının kurumdan yasa dışı yollarla temin edilerek doldurulması suretiyle oluşturulduğunu iddia ettiği, borçlunun bu iddiasının …C.savcılığının 2014/3545 hazırılık numaralı dosyasında da tespit edildiği, mahkemece belgedeki yazının borçlunun eli ürünü olmadığı ve farklı kalemle yazıldığı gerekçesi ile itirazın kaldırılması talebinin reddine karar verildiği görülmüştür.

İlke olarak borçlu senedi imzaladıktan sonra boş olarak ve anlaşmaya göre doldurulmak üzere alacaklıya verebilir. Bu durumda alacaklının senedi anlaşmaya aykırı olarak doldurduğunun yazılı sözleşmeye dayanarak ispat edilmesi gerekir. Ancak olayımızda borçlu belgenin bir kurumdan yasa dışı yollardan temin edilerek sahte olarak oluşturulduğunu iddia ettiğine ve olayla ilgili olarak savcılığa şikayette bulunduğuna göre sahtelik davasında karar verilinceye kadar HMK.’nun 209/1.maddesi gereğince takibin durdurulmasına karar verilmesi gerekir.

O halde mahkemenin gerekçesi yerinde değil ise de kararı sonucu itibariyle doğru olduğu için yukarıdaki gerekçe ile onanması gerekirken farklı gerekçe ile bozulmasına dair çoğunluk görüşüne katılmıyorum.03/12/2015