T.C. YARGITAY 4. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2017/1257
KARAR NO: 2019/3943
TARİH: 16.9.2019

ÖZET: Evlenme vaadi ile kandırma ve babalık görevinin yerine getirilmemesi nedenine dayalı davada ananın mali hakları hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davaya aile mahkemesinde bakılması gerekir.

Davada, Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesinin ve ananın mali hakları hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davaya aile mahkemesinde bakılması gerekmekte olup görev, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında kendiliğinden gözetileceğinden, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

DAVA : Davacı … vekili Avukat … tarafından, davalı … aleyhine 04/05/2015 gününde adli yardım talepli olarak verilen dilekçeyle haksız eylem nedeniyle maddi ve manevi tazminat istenmesi üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda; davanın kısmen kabulüne dair verilen 15/06/2016 tarihli kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından süresi içinde istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:

KARAR : 1- )Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı kanıtlarla yasaya uygun gerektirici nedenlere, özellikle delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre davacının manevi tazminata yönelik temyiz itirazları reddedilmelidir.

2- )Davacının maddi tazminata yönelik temyiz itirazlarına gelince;

Dava, evlenme vaadi ile kandırma ve babalık görevinin yerine getirilmemesi nedeni ile maddi manevi tazminat istemine ilişkindir. Mahkemece, maddi tazminat talebi açısından davanın kısmen kabulüne, manevi tazminat istemi açısından ise reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.

Davacı; davalı ile evlenmek amacıyla birlikte olduğunu, ancak davalının evlenmeye yanaşmadığını, beraberlikleri devam ederken hamile kaldığını, 20/10/2014 tarihinde müşterek çocuklarının doğduğunu, davalının çocuğunu tanımadığı gibi nüfusuna da kaydetmediğini, babalığın tespiti ile eldeki davayı açtığını, davalının babalığı kabul etmemesi sebebiyle müşterek çocuklarını tek başına büyütmek zorunda kaldığını, çocuğun doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri, gebelik ve doğumun gerektirdiği maddi giderlerinin olduğunu beyan ederek maddi ve manevi zararının tazminini istemiştir.

Davalı davanın reddini talep etmiştir.

Mahkemece; evlenme vaadiyle birliktelik yaşamanın ve müşterek çocuğun doğmuş olmasının tek başına manevi zararın varlığını kabule yeterli olmayacağı gerekçesiyle manevi tazminat talebinin reddine, müşterek çocuğun doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri, ve doğumun gerektirdiği sair giderler açısından ise maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiştir.

Davanın hukuki sebebinin belirlenmesi hakimin görevidir. Davacı vekilince dava dilekçesinde maddi zararlarının bulunduğu belirtilmiş, mahkemece de davalı babanın çocuğun doğum giderleri, gebelik ve doğumun gerektirdiği diğer giderlerden sorumlu olduğu kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Dava dilekçesinden ve aşamalarda verilen beyan dilekçelerinden; müşterek çocuğun doğum giderleri, doğumdan önceki ve sonraki altışar haftalık geçim giderleri ve doğumun gerektirdiği diğer giderler sebebiyle maddi tazminat istenildiği ve söz konusu zararların tazmini noktasında ananın mali haklarının düzenlendiği Türk Medeni Kanunu’nun 304. maddesine dayanıldığı anlaşılmaktadır. Anılan madde yasanın düzenleniş şekli itibariyle Türk Medeni Kanunu’nun ikinci kitabında yer almaktadır.

4787 Sayılı Aile Mahkemesi’nin Kuruluş Görev ve Yargılama Usullerine Dair Kanun’un 4/1. maddesi gereğince, 4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabı’ndan doğan dava ve işlere Aile Mahkemesinde bakılır. Somut olayda Türk Medeni Kanunu’nun İkinci Kitabı içerisinde yer alan 304. maddesinin ve ananın mali hakları hükümlerinin uygulanması gerektiğinden davaya aile mahkemesinde bakılması gerekir. Görev, kamu düzenine ilişkin olup açıkça veya hiç ileri sürülmese de yargılamanın her aşamasında kendiliğinden ( resen ) gözetilir. Şu durumda mahkemece, görevsizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.

SONUÇ : Temyiz edilen kararın ( 2 ) numaralı bentte gösterilen nedenlerle BOZULMASINA davacı vekilinin manevi tazminata yönelik temyiz itirazlarının ( 1 ) numaralı bentte gösterilen nedenle reddine ve peşin alınan harcın istek halinde geri verilmesine 16.09.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.