image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır

T.C. YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2020/3845
KARAR NO: 2020/4363
TARİH:
17/09/2020
MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ (TÜKETİCİ MAH. SIFATIYLA)

ÖZET: Mahkemece, davanın reddine karar verilip, davalı taraf lehine vekalete hükmedildikten sonra, davanın tarafı olmayıp ihbar olunan sıfatıyla davada yer alan sigorta şirketi yararına vekalete karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacılar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

YARGITAY KARARI

Davacılar, 09.10.2014 tarihinde ölen babaları …’nun davalı bankanın … Şubesinden 06.12.2013 tarihinde kullandığı tüketici kredisine bağlı hayat sigortası yaptırdığı halde muris tarafından eksik veya yanlış beyanda bulunulması nedeni ile kredi borcunun kalan kısmının kendileri tarafından ödenmesinin talep edildiğini, murisin ölüm nedeni beyin kanseri olmadığı gibi, ölüm raporunda belirtilen hastalığın kredi çekildikten sonra öğrenildiğini ileri sürerek; kredi nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitini istemişlerdir.

Davalı banka vekili, murisin ölümüne neden olan akciğer kanserinin sözleşme öncesinde muris tarafından bilindiği ve kemoterapi tedavisi alındığı halde, bunun sözleşme sırasında bildirilmediğini savunarak; davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “Sigortalının poliçenin düzenlenmesi sırasında var olan hastalığını kasten bildirmemiş olması durumunda sigortacının sözleşmeden cayma hakkı söz konusu olup Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarına göre TTK’nın 1435. maddesindeki ihbar yükümlülüğüne aykırı davranışın gerçekleşebilmesi için bildirilmeyen rahatsızlık ile riziko arasında illiyet bağının mevcut olması gerekmektedir. Davacının ölüm sebebinin 27/02/2013’de kronial metostoz olan akciğer skuamöz hücreli karsınami hastası olduğu, metostarik hastaya polyatif kronial radyoterapi sonrası çoklu sıra kemoterapi uygulandığı ve son dönemde destek tedavisi verildiği, yani sözleşme imzalanırken hastalığın mevcut olduğu davacılar murisi tarafından ihbar yükümlülüğüne aykırı davranılarak hastalığın gizlendiği ölüm rizikosu ile bildirilmeyen hastalık arasında illiyet bağının mevcut olduğu …” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacılar vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Mahkemece, davanın reddine karar verilip, davalı taraf lehine vekalete hükmedildikten sonra, davanın tarafı olmayıp ihbar olunan sıfatıyla davada yer alan sigorta şirketi yararına vekalete karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir. Ne varki, bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.’nun 438/7. maddesi gereğidir.

SONUÇ: Yukarıda 1. bentte açıklanan nedenle davacılar vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bent uyarınca hükmün üçüncü (3) fıkrasındaki “İhbar olunan kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 1668,36 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak ihbar olunana verilmesine,” cümlesinin karar yerinden çıkartılmasına, sonra gelen bentlerin buna göre teselsül ettirilmesine, hükmün bu şekilde düzeltilerek ONANMASINA, HUMK’nun 440/III-1 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 17/09/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır