image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır

Esas No:2020/4137
Karar No:2021/4296
Tarih:15.06.2021

Özet: Olayın tek görgü tanığı mağdurun kararda izah edilen çelişkili ve tutarsız beyanları dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmayan olayda, hiç bir maddi delille desteklenmeyen mağdur beyanına tek başına itibar edilemez.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SUÇ : Çocuğun cinsel istismarı
HÜKÜM : Sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesinden verilen 16.09.2019 gün ve 2018/233 Esas, 2019/297 Karar sayılı hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddi, İzmir Barosu Başkanlığı vekilinin istinaf başvurusunun reddi

Bölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle başvurunun muhtevası nazara alınarak 5271 sayılı CMK’nın 299/1. maddesi gereğince takdiren duruşmasız yapılan incelemede dosya tetkik edildi;
… vekilinin kurulan hükme yönelik istinaf başvurusunun reddine dair kararın 5271 sayılı CMK’nın 268/3-e ve 279/1-b son maddeleri uyarınca itiraza tabi olup, temyiz talebi itiraz olarak değerlendirilerek merciinde değerlendirildiği gözetilerek yapılan incelemede gereği görüşüldü:
Mağdure beyanı, sanık savunması, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre; her türlü dış etki karşısında aşırı hassas olduğu anlaşılan ve bu kapsamda sadece bakışlarından dahi rahatsızlık duyduğu edebiyat öğretmenini vakit kaybetmeden annesine ve okul idaresine bildiren mağdurenin çok daha ağır istismarlarına maruz kaldığını iddia ettiği babasının eylemlerine iki yıla yakın süre sessiz kalması, mağdurenin Çocuk İzlem Merkezindeki beyanıyla adli rapor öyküsünde eylemlerin başlangıç tarihini açıkça ve yineleyen sorulara rağmen 2016 yazı olarak belirtmesine karşın savcılıkta verdiği 05.02.2018 tarihli ifade ile kovuşturma evresindeki ifadesinde tarif ettiği eylemle ilişkisi olmadığı epikriz içeriğinden anlaşılan Urla Devlet Hastanesinde 2015 yılı Ağustos ayındaki tedavisiyle ilişkilendirerek eylemlerin 2015 yılı yazında başladığına yönelik açıklamayla suç tarihiyle ilgili çelişkiye düşmesi, mağdurenin adli görüşme boyunca yoğun olarak şikayetlerinin tacizden çok sanık babanın baskıcı yönüne ilişkin olup babanın tehdit olarak gördüğü eylemleri arkadaşlarıyla görüştürmeme, cep telefonundaki bazı programları veya sosyal medya hesaplarını silme, telefonuna el koyma olarak tariflemesi, yine adli görüşme sonucunda babasından şikayetçi olup olmadığı sorulduğunda şikayetçi olduğunu, neden şikayetçi olduğu sorulduğunda kendisine yaptığı baskılardan şikayetçi olduğunu belirtip, başkaca şikayeti olup olmadığı sorulduğunda istismar olayından da şikayetçi olduğunu belirtmesi, adli görüşme içeriği ile değerlendirme sonucundan ön görüşme ile hemen akabinde yapılan adli görüşme esnasında eylemleri tariflemesi ile anlatımları arasında çelişkilerin ve tutarsızlıkların mevcut olduğunun anlaşılması, yöneltilen soruların çoğuna hatırlamadığını söylemesi, savunma tarafından sunulan ve iddia olunan eylemlerin işlendiği tarihleri de kapsayacak şekilde 12.09.2015-26.05.2017 tarihleri arasında çekildiği anlaşılan fotoğraflar ile görüntülerden mağdurenin sanık ile yakınlığı ve rahatsızlık belirtisi göstermeyen halinin iddia edilen istismar olaylarının varlığıyla uyuşmaması, eylemleri kanıtlamak için odasına kamera yerleştirmeyi düşündüğünü belirten mağdurenin yine babasının koyduğunu iddia ettiği kalem şeklindeki kamerayı bulduktan sonra hiçbir şey yapmadan geri yerine koyduğu yönündeki beyanının kendi içindeki tutarsızlığı, sanık müdafisince ek temyiz ile sunulan aile mahkemesinde görülen boşanma davası sürecinde hazırlandığı belirtilen sosyal inceleme raporunda dava sürecinde hiçbir şekilde isnat edilmeyen oral seks yaptırma iddiasının da anne tarafından dile getirilmesi, sanığın aşamalarda değişmeyecek şekilde, şikayetten önce değişik tarihlerde kızının sosyal paylaşım sitesinde müstehcen içerikli bir resimde etiketlenmesi nedeniyle kızının sayfasını kapattığını, cep telefonu mesaj uygulamasına erkek kuzeninden gelen hakaret içerikli mesaj nedeniyle bu uygulamayı kaldırdıklarını, yine okul gezisi dönüşü kızının cep telefonunda “pipizm the best” adlı erkek sesli bir konuşma yüklenmesi nedeniyle de konuşmanın olduğu uygulamayı silip bunu yapan arkadaşını bulmak için okula gideceğini mağdureye söylediğini, mağdurenin kendisine yapmaması ricasına olumlu cevap vermemesi nedeniyle aralarına soğukluk girdiğini, en son olarak da şikayetten bir gün önce yazlıktan ayrılacakları zaman mağdurenin kendisinin sözünü dinlemeyip bahçe kapısını açması sonucunda köpeklerinin bahçeden kaçması nedeniyle mağdureye sesini yükselttiğini ve katılan annenin mağdureyi desteklemesiyle de mağdurenin kendisine iyice karşı tavır almasını kolaylaştırdığını savunması, aralarındaki bu anlaşmazlıklara dair savunmanın mağdurenin ifadesiyle de doğrulanması, şikayet gününe kadar sanığın istismarından şüphelenmediğini beyan eden katılan annenin şikayetten bir gün önce neden olduğunu bilmeden mağdureye babasının odasına gelip gelmediğini sorması ile mağdurenin eylemleri anlattığını ifade etmesi gözetilip, şikayet tarihinde on altı yaşı içinde olup sanığın kısıtlamalarına maruz kaldığı anlaşılan ve olayın tek görgü tanığı konumunda olan mağdurenin izah edilen şekilde çelişkili ve tutarsız beyanları dışında her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı, mevcut haliyle de mağdurenin başka herhangi bir maddi delille desteklenmeyen beyanına tek başına itibar edilmesinin mümkün olmadığı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine yazılı şekilde esastan reddedilmesi,
Kabule göre de;
Sanığın eylemini 5237 sayılı TCK’nın 53/1-c. maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirdiği anlaşılmasına rağmen hakkında aynı Kanunun 53/5. maddesinin uygulanmaması karşısında, söz konusu karara yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi,
Kanuna aykırı, sanık müdafisi, katılan mağdure vekili ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesinin 10.01.2020 gün ve 2019/3052 Esas, 2020/25 Karar sayılı vaki istinaf başvurusunun esastan reddine dair kurulan hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2-4. madde ve fıkrası gereğince BOZULMASINA, bozma nedenine göre sanığın atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini için ilgili yerleretutuklu veya hükümlü bulunmadığı takdirde derhal salıverilmesinin temini için ilgili yerlere müzekkere yazılmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine, kararın bir örneğinin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesine gönderilmesine, 15.06.2021 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

Mağdurenin babası olan sanık … hakkında çocuğun cinsel istismarı suçundan dolayı İzmir 3. Ağır Ceza Mahkemesince gerçekleştirilen yargılama sonucunda atılı suçtan mahkumiyetine yönelik 16.09.2019 gün ve 2018/233 Esas, 2019/297 sayılı karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesince verilen 10.01.2020 gün ve 2019/3052 Esas, 2020/25 Karar sayılı hükmünün temyiz edilmesi üzerine gerçekleştirilen inceleme neticesinde; verilen hükümlerin onanmasına karar verilmesi gerektiği görüşüyle hükmün bozulmasına yönünde oluşan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyoruz.
Sayın daire çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı çocuğun cinsel istismarı suçunun subut bulup bulmadığı konusunda toplanmaktadır. Suç tarihinde 15 yaşından küçük mağdurenin 2015 yılı yaz aylarından başlayıp intikalin gerçekleştiği 29/05/2017 tarihine kadar öz babası olan sanık … tarafından özellikle gece saatlerinde odasına gelerek istismarda bulunduğu,
Mağdurenin annesi Hüsnet’in de eşi olan sanığın bir kısım hareketlerinden şüphelenmesi üzerine mağdureye babasının geceleri odasına gelip gelmediğini sorması üzerine mağdurenin olayları anlatabildiği ve intikalin bu şekilde sağlandığı,
Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı Adli Kurulunun 22/05/2018 günlü raporuna göre mağdureye travma sonrası stres bozukluğu, depresif bozukluk ve major depresyon tanıları konulduğu, ayrıca maruz kaldığı cinsel istismar eylemi nedeniyle ruh sağlığının bozulduğunun belirtildiği,
Mağdurenin eylemlerin devam ettiği süreçte babası ile yalnız kalmak istemediği, buna ilişkin olarak annesine kardeşini kursa kendisinin değil babasının götürmesini istediği, yine 2017 yılı şubat ayında tatil için geldikleri Ankara’da babası ile aynı evde kaldığında eylemlerin sürmesi üzerine sonraki gecelerde babaannesinin evinde değil halasının evinde kalmak istediğini söylediği,
Mağdurenin okuduğu okullarda başarılı bir öğrenci olup, maruz kaldığı istismar nedeniyle geleceğe yönelik ideallerini değiştirerek hukuk fakültesinde okumaya başladığı, 15/08/2018 günü yapılan duruşmadaki ifadesinde ve yapılan gözleminden de belirlendiği üzere olayın ciddiyetinin bilincinde olduğu,
Mağdur beyanlarının tüm aşamalarda özü itibariyle tutarlı ve istikrarlı olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde kurulan mahkumiyet hükmünün ve bu hükme yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine dair bölge adliye mahkemesi kararının yerinde olduğu düşünce ve kanaati ile sayın çoğunluğun bozma yönündeki kararına iştirak etmiyoruz.

image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır