image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır

Esas No:2018/5486
Karar No:2020/4067
Tarih:29.06.2020

Özet: Banka tarafından kredi borcunun kapatıldığının bildirilmesi durumunda, menfaati kalmayan bankanın davaya muvafakatinin aranmasına gerek yoktur.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacılar vekili, müteveffa …’ın esnaf ve kredi kooperetifinden 27.000,00 TL kredi çektiğini, kredi çekerken davalı sigorta şirketi tarafından “Tüketici Kredisi Grup Hayat Sigorta Poliçesi” yapıldığını, davacı müvekkillerin mütevvefanın çektiği krediye müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imza attıklarını, müteveffanın birkaç taksidi ödedikten sonra vefat ettiğini, mirasçıları mirası red ettiğinden kalan kredi borcunu ödemek zorunda kaldıklarını, davalı sigorta şirketinin hayat sigortası kapsamında vefat tazminatını ödemediğini belirterek müteveffanın ölmeden önce ödediği toplam üç taksit tutarı 6.300,00 TL çıkarıldıktan sonra kalan ve davacılar tarafından ödenen taksitlerin toplamı olan 22.019,53 TL’nin davalıdan rücuen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,29.09.2017 tarihli dilekçesi ile talebini 27.815,02 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; müteveffa …’ın akut miyokard enfaktüsü nedeniyle vefat ettiğini, sigortalının bu sağlık problemini bildiğini, tedavi gördüğünü, müteveffanın doğru bilgi verme yükümlülüğünü yerine getirmediğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece; dava dışı rehin hakkı sahibi banka tarafından davacıların açtığı davaya kayıtsız şartsız muvafakat verilmediğinden davacıların dava açma hakkının ve aktif dava ehliyetinin bulunmaması gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine dair verilen karar davacılar vekili tarafından süresi içerisinde temyiz edilmiştir.
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1493/7 maddesinde “üçüncü bir şahsın lehine yapılan hayat sigorta mukavelesinden doğan hak ve menfaatleri sigortacıdan talep ve tahsil salahiyetinin doğrudan doğruya o kimseye ait olduğu” öngörülmüştür.
Somut uyuşmazlıkta, davaya konu hayat sigorta sözleşmesinde dain-i mürtehin; Halkbank …dir.
Dain-i mürtehin olarak sigorta şirketinden tazminat talep etmek hakkının da öncelikle Halk Bankası A.Ş.’ye ait olması gerekir ve sigortalı ancak dain-i mürtehinin açık muvafakatini almak suretiyle tazminat istemek hakkına sahip olur.
Somut olayda, yargılama aşamasında sigorta ettiren(dain-i mürtehin)Halk Bankası A.Ş.’ye davaya ve ödemeye muvafakatinin bulunup bulunmadığı sorulduğunda; 01.09.2016 tarihli yazı ile bankanın muvafakatının olmadığını bildirmiş ve mahkemece de buna istinaden; dava dışı rehin hakkı sahibi banka tarafından davacıların açtığı davaya kayıtsız şartsız muvafakat verilmediğinden davacıların dava açma hakkının ve aktif dava ehliyetinin bulunmaması gerekçesiyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir. Ancak karar verilmeden önce dain-i mürtehin Halk Bankası A.Ş. tarafından verilen 11/01/2018 tarihli yazıda; söz konusu kredi borcunun kapatıldığı ve kredi ödemesinin sigorta şirketi tarafından yapılmadığı bildirilmiştir. Banka tarafından kredi borcunun kapatıldığı bildirildiğine göre, menfaati kalmayan bankanın davaya muvafakatinin aranmasına gerek yoktur.
O halde mahkemece kredi borcunun ödenip ödenmediğinin araştırılarak sonucuna göre yargılamaya devam edilip işin esasına girilerek toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek davanın sonuçlandırılması gerektiğinden hükmün bozulması gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacılara geri verilmesine, 29/06/2020 gününde oybirliğiyle karar verildi.

image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır