image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır

Esas No:2016/11766
Karar No:2016/10514
Tarih:08.12.2016

ÖZET: Baro tarafında atanan zorunlu müdafiin görevi, HAGB kararının kesinleşmesi ile sona erer. Denetim süresi içerisinde yeni suç işlenmesi halinde , yeniden yapılan yargılamada önceki müdafii görevli sayılmaz.

Hakaret ve mala zarar verme suçlarından suça sürüklenen çocuk …’ın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 151/1 ve 125/1. maddeleri uyarınca 4 ay hapis ve 3 ay hapis cezaları ile cezalandırılmasına dair Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 03/11/2015 tarihli ve 2015/507 esas, 2015/577 sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 16/06/2016 gün ve 3546-2016-kyb sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29/06/2016 gün ve 2016/262179 sayılı yazısıyla dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteminde;
Dosya kapsamına göre,
1- Kayden 15/07/1995 doğumlu olup, suçun işlendiği 31/05/2009 tarihinde 15 yaşını ikmâl etmediği anlaşılan suça sürüklenen çocuk hakkında tayin olunan cezadan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 31/2. maddesi gereğince indirim yapılmamış bulunulmasında ve işlendiği iddia olunan hakaret suçu yönünden fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmiş olup olmadığı hususunda uzman hekimden rapor aldırılması gerektiğinin gözetilmemesinde,
2- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Daha önce hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilir.” şeklindeki 50/3. maddesinin emredici hükmü karşısında, suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezaların aynı Kanun’un 50/1. maddesinde yazılı seçenek yaptırımlardan birine çevrilmesinde yasal zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesinde,
3- 5237 sayılı Kanun’un 53/4. maddesinde yer alan “Kısa süreli hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.” şeklindeki düzenleme karşısında, 15 yaşını ikmal etmeyen suça sürüklenen çocuk hakkında, aynı Kanun’un 53/1. maddesindeki haklardan yoksun bırakılmasına karar verilmesinde, isabet görülmediğinden 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Suça sürüklenen çocuğun zorunlu müdafii olarak Çorlu 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2009/660 E. dosyası ile yapılan yargılamaya katılan Avukat…., zorunlu müdafiilik görevinin hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olarak verilen kararın kesinleşmesi ile sona erdiği, suça sürüklenen çocuğun denetim süresi içerisinde yeni bir suç işlemesi nedeniyle ihbar üzerine yeniden yapılan yargılama sırasında Avukat Mehmet Atasever’in zorunlu müdafiilik görevinin bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun da 18 yaşını ikmal ettiği, ayrıca isnat edilen eylemlerinde zorunlu müdafii bulunması gerektirir suçlardan olmaması karşısında, suça sürüklenen çocuğun yokluğunda, 03/11/2015 tarihinde verilen hükmün açıklanmasına ilişkin kararın suça sürüklenen çocuk yerine zorunlu müdafiine yapılan tebliğ işlemi usulsüz olduğu, dolayısıyla suça sürüklenen çocuk hakkındaki kararın henüz kesinleşmediği; 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesinin (1.) fıkrası uyarınca ancak kesinleşen karar ya da hükümler hakkında kanun yararına bozma yasa yoluna başvurulabilmesi karşısında, yerinde görülmeyen kanun yararına bozma isteminin bu aşamada REDDİNE, dosyanın mahalline gönderilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na tevdiine, 08/12/2016 gününde oybirliğiyle karar verildi.

image_pdfPDF olarak Kaydetimage_printYazdır