Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2009/22118 E.

Yasal düzenlemeye göre kocanın belirlenen taşınmazları üzerindeki tasarruflarının davacı eşin rızasıyla yapılabileceğine ve bu durumun tapu kütüğüne şerh edilmesine şeklinde karar verilmesi gerekirken, ihtiyati tedbirlerin evlilik birliğinin resmi olarak bitimine kadar devamına şeklinde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2011/2293 E.

Olayda tarafların uzun süreden beri fiilen ayrı yaşadıkları davalı kocanın mal varlığının bir kısmını elden çıkarma yönünde girişimlerde bulunduğu toplanan delillerden anlaşıldığına göre, davalının tasarruf yetkisinin sınırlandırılmasında gereklilik bulunduğu gerçekleşmiştir. Ne var ki sınırlandırma ölçülü olmalıdır.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2012/13738

Ailenin ekonomik varlığının tehlikede olduğu veya davalının evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmekten kaçındığı ispatlanamamıştır. Türk Medeni Kanununun 199. maddesi koşulları oluşmadığı halde yazılı şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2016/6148 E.

Mahkemece, davalıya ait tüm taşınmazlar üzerindeki tasarrufun sınırlandırılmasına karar verilmiştir. Taşınmazların sayı ve nitelikleri dikkate alındığında, sınırlandırma ile ulaşılmak istenen amaç bakımından gerekli olanın üstünde ve ölçüsüz olduğu görülmektedir. Bu husus dikkate alınarak ölçülülük ilkesine uygun sınırlandırma yapılması gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2016/16039 E.

Eşlerden birinin tasarruf yetkisinin sınırlandırılması, “Evlilik birliğinin korunması” önlemlerinden olup, sınırlandırmaya şartlarının varlığı halinde evlilik birliği devam ediyorsa başvurulur. Evlilik birliğinin sona ermesi durumunda bu hüküm artık uygulanamaz.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi – 2020/6155 E.

Dosya kapsamına göre, davacı-davalı erkeğin dayandığı delillerin hukuka aykırı şekilde elde edilmediği anlaşılmaktadır. Boşanmanın kesinleştiği sabit ise de gerçekleşen duruma göre boşanmaya sebebiyet veren olaylarda davalı-davacı kadının tam kusurlu olduğunun kabulü gerekir.