1

T.C. Yargıtay 8. Hukuk Dairesi

Esas No:2018/9143
Karar No:2021/749
Tarih: 02/02/2021

Özet: Önalım davasının kesinleştiği tarihten, dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekir.

“İçtihat Metni”

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
DAVA TÜRÜ : Elatmanın Önlenmesi, Ecrimisil

Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonucunda Mahkemece verilen davanın elatmanın önlenmesi isteği bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne dair kararın davacılar vekili ve davalı vekili tarafından duruşmalı temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 19.12.2017 tarihli ve 2016/18382 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmişti. Davacılar vekili ve (katılma yolu ile) davalı vekili tarafından süresinde kararın düzeltilmesi istenmiş olmakla dosya incelendi gereği düşünüldü:

KARAR

Davacılar, mirasbırakan …’dan intikal eden 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazın mirasbırakan ile dava dışı diğer paydaşlar arasında … Noterliğinin 27.04.1987 tarih ve 7474 yevmiye numaralı işlem ile taksim edildiğini, anılan taşınmazın 79/210 payını 22.02.2007 tarihinde davalının satın alıp 1 ve 3 nolu dükkanda bulunan kiracıyı çıkartarak taşınmazları kullanmaya başladığını, davalı aleyhine ön alım hakkına dayalı açtıkları tapu iptal ve tescil davasının kabulle sonuçlanıp, deracattan geçerek kesinleştiğini, gönderilen ihtara rağmen haksız müdahalenin sonlandırılmadığını ileri sürerek, elatmanın önlenmesi ile 22.000-TL ecrimisilin kademeli yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemişlerdir.
Davalı, çekişme konusu taşınmazdaki 3 nolu dükkanın dava tarihinden önce boşaltıldığını, elatmanın önlenmesi iddiasının cevap süresi içerisinde kabul edildiğini, taşınmaza yapılan faydalı masraflar ödeninceye kadar hapis hakkı bulunduğunu belirterek, şartları oluşmayan ecrimisil isteğinin reddini savunmuştur.
Mahkemece, elatmanın önlenmesi talebinin davalı tarafından kabul edildiği ve yargılama sırasında taşınmazların davacılara teslim edildiği gerekçesiyle konusuz kalan el atmanın önlenmesi isteği bakımından karar verilmesine yer olmadığına, ecrimisil isteğinin kısmen kabulüne karar verilmiştir. Hüküm, davacılar vekili ve davalı vekili tarafından yasal süre içerisinde duruşma istekli temyiz edilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Daire’sinin 19.12.2017 tarih ve 2016/19332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı ilamda yazılı gerekçelerle, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Davacılar vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı süresinde karar düzeltme talebinde bulunmuştur.
Dava, ecrimisil isteğine ilişkindir.
Bilindiği üzere, önalım hakkı; taşınmaz mal mülkiyetinin kanundan doğan takyitlerinden biri olup, 26.12.1951 tarihli ve 1/6 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında “16.05.1951 tarih ve 19/6 esas 3 karar sayılı tevhidi içtihat kararıyla da teyit olunduğu üzere şufa hakkının inşai bir hak olduğu” belirtilmiştir.
Bu nedenle önalım davasının kesinleştiği tarihten, dava tarihine kadar olan dönem için ecrimisile hükmedilmesi gerekir.
1.Dosya kapsamına, dava evrakı ile yargılama tutanakları içeriğine, Yargıtay ilamında açıklanan gerektirici nedenlere ve HUMK’un 440. maddesinde yazılı hallerden hiçbirisine uymayan davacılar vekili ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan karar düzeltme itirazları yerinde görülmemiştir.
2. Davacılar vekili ve davalı vekilinin bilirkişi raporu yönünden karar düzeltme itirazlarına gelince;
Dosya içeriği ve toplanan delillerden, davacıların davayı açarken, 1987 yılında mirasbırakanları ile o dönemde dava konusu 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazda paydaş olanlar arasında fiili kullanım biçiminin belirlendiği, 1 nolu dükkanın 1/3 payı ile 3 nolu dükkanın önceki paydaş …’in kullanımına bırakıldığı, …’in de payını davalıya satış suretiyle devrettiği, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/270 Esas ve 2009/91 Karar sayılı şufa davasının kabulle sonuçlanıp davalı payını 10.05.2010 tarihinde edindiklerini ileri sürerek 1 ve 3 nolu dükkanlar bakımından ecrimisil istedikleri, anlaşılmaktadır.
Ayrıca; çekişmeli 224 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapuda arsa niteliği ile kayıtlı olduğu, üzerinde 5 adet dükkan bulunduğu, her ne kadar davacı taraf fiili kullanma biçimi oluştuğunu ileri sürmüş ise de, … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/270 Esas ve 2009/91 Karar sayılı dosyasında fiili kullanma biçimi oluşmadığı gerekçesiyle şufa davasının kabul edildiği, davacıların murisinin ölümü üzerine payının irsen davacılara intikal ettiği, halen taşınmazın davacılar ile dava dışı kişiler adına kayıtlı olduğu, davalının 22.02.2007 tarihinde taşınmazda paydaş olduğu, fiili kullanma biçiminin oluşmadığı, tarafların taşınmazda çekişmesiz olarak kullandıkları bölümlerin bulunmadığı ve davacıların 10.05.2010 tarihinden itibaren ecrimile hak kazandıkları görülmektedir.
Hemen belirtilmelidir ki, ecrimisil hesabı uzmanlık gerektiren bir husus olup, taşınmazın niteliğine uygun bilirkişi marifetiyle keşif ve inceleme yapılarak ve taleple bağlı kalınarak haksız işgal tazminatı miktarı belirlenmelidir. Alınan bilirkişi raporu, somut bilgi ve belgeye dayanmalı, tarafların ve hakimin denetimine açık, değerlendirmenin gerekçelerinin bilimsel verilere ve HMK’nin 266 vd. maddelerine uygun olmalıdır.
Eğer, özellikle arsa ve binalarda kira esasına göre talep varsa, taraflardan emsal kira sözleşmeleri istenmeli, gerekirse benzer nitelikli yerlerin işgal tarihindeki kira bedelleri araştırılıp, varsa emsal kira sözleşmeleri de getirtilmeli, dava konusu taşınmaz ile emsalin somut karşılaştırması yapılmalı, üstün veya eksik tarafları belirlenmelidir.
İlke olarak, kira geliri üzerinden ecrimisil belirlenmesinde, taşınmazın dava konusu ilk dönemde mevcut haliyle serbest şartlarda getirebileceği kira parası, emsal kira sözleşmeleri ile karşılaştırılarak, taşınmazın büyüklüğü, niteliği ve çevre özellikleri de nazara alınarak yöredeki rayiçe göre belirlenir. Sonraki dönemler için ecrimisil değeri ise ilk dönem için belirlenen miktara ÜFE artış oranının tamamının yansıtılması suretiyle bulunacak miktardan az olmamak üzere takdir edilir.
Somut olayda, hükme esas alınan bilirkişi raporunda denetime elverişli emsal kira bedellerinin karşılaştırılmadığı anlaşılmaktadır.

Hâl böyle olunca, Mahkemece iddia ve savunma doğrultusunda taraf delillerinin toplanması (taraflara emsal kira sözleşmesi sunmaları için de süre ve imkan tanınmak suretiyle) mahallinde yeniden keşif yapılarak, gayrimenkul değerlendirme uzmanı, fen bilirkişisi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden (davacıların eskiden olan ve önalım yoluyla edindikleri payların toplamı da) gözetilerek yukarıda belirtilen ilkeler ve olgular doğrultusunda, (taşınmazın büyüklüğü, niteliği, yöredeki rayiç ve çevre özellikleri de nazara alınarak) bilimsel verilere uygun, denetime elverişli şekilde ecrimisil hesabı konusunda rapor alınması, ondan sonra varılacak sonuç çerçevesinde) karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak hüküm kurulmuş olması isabetsizdir.
Kararın yukarıda açıklanan gerekçeyle bozulmasına karar verilmesi gerekirken, farklı gerekçelerle bozulmasına karar verilmesi doğru olmadığından davacılar vekili ile davalı vekilinin bunlara yönelik karar düzeltme talebinin 1086 sayılı HUMK’un 440-442 maddeleri uyarınca kabulüne karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan sebeple davacılar vekili ile davalı vekilinin karar düzeltme talebinin kabulü ile Yargıtay 1. Hukuk Daire’sinin 19.12.2017 tarihli ve 2016/18332 Esas, 2017/7471 Karar sayılı bozma ilamının gerekçesinin ORTADAN KALDIRILMASINA, Yerel Mahkeme hükmünün gösterilen değişik gerekçeyle BOZULMASINA, davacılar vekili ile davalı vekilinin diğer karar düzeltme taleplerinin yukarıda (1) nolu bentte gösterilen sebeplerle REDDİNE, temyiz incelemesinin duruşmalı yapıldığı gözetilmekle, Yargıtay duruşmasının yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi hükümleri uyarınca 1.350,00 TL avukatlık ücretinin davacılardan alınarak Yargıtay duruşmasında avukat marifetiyle temsil olunan davalıya verilmesine, HUMK’un 440/III-1, 2, 3 ve 4. bentleri gereğince ilama karşı karar düzeltme yolu kapalı bulunduğuna peşin harcın istek halinde temyiz edenlere ayrı ayrı iadesine 02.02.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.




Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 2019/1534 e.

YARGITAY 1. HUKUK DAİRESİ

ESAS NO: 2019/1534
KARAR NO: 2019/2933
TARİH: 13.05.2019
MAHKEMESİ: ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ: TAPU İPTALİ VE TESCİL – ECRİMİSİL

ÖZET: İcra dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, o taşınmazın mülkiyetini kazanmış olur ve ihale tarihinden itibaren taşınmazı işgal eden kişiden ihtar göndermeye gerek kalmaksızın ecrimisil isteyebilir.

Taraflar arasında görülen tapu iptali ve tescil, ecrimisil davası sonunda, yerel mahkemece asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne ilişkin olarak verilen karar davacı-karşı davalı ve davalı-karşı davacı tarafından yasal süre içerisinde temyiz edilmiş olmakla dosya incelendi, Tetkik Hakimi …’un raporu okundu, açıklamaları dinlendi, gereği görüşülüp düşünüldü.

-KARAR-
Asıl dava inançlı işlem hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, karşı dava ecrimisil istemine ilişkindir.
Davacı, maliki olduğu … parsel sayılı taşınmazdaki A-Blok 18 nolu bağımsız bölümü kredi alması ve kredi borcu bittiğinde kendisine iade edilmesi amacıyla davalılardan …’a satış göstermek suretiyle devrettiğini, davalı …’un ise diğer davalı … ile anlaşarak taşınmaza haciz koydurduğunu, taşınmazın cebri … yoluyla alacağına mahsuben davalı …’e ihale edildiğini, …’in , diğer davalı …’tan herhangi bir alacağının olmadığını, yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürep davalı … adına olan tapunun iptali ile adına tescil istemiştir.
Davalı …, iyi niyetli olduğunu, Kurtuluş ile aralarındaki ticari ilişki nedeniyle ödenmeyen borçlardan dolayı yapılan … takibi suretiyle taşınmazı edindiğini belirterek asıl davanın reddini savunmuş, karşı davasında; taşınmazı ihaleden satın aldığını,davacının çekişme konusu taşınmazı hiçbir hakka dayanmadan kullanmaya devam ettiğini ileri sürerek cebri ihale tarihinden( 20.03.2012 tarihinden ) itibaren belirlenecek ecrimisil bedelinin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
Davalı … davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, taşınmazın davalı … tarafından ihale ile satın alındığı ve ihalenin kesinleştiği, iddiaların ispatlanamadığı gerekçesiyle asıl davanın reddine, karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Dosya içeriği ve toplanan delillerden; davacının çekişme konusu taşınmazı 16.02.2006 tarihinde dava dışı …’a satış suretiyle temlik ettiği, aynı gün taşınmaza Garanti Bankası lehine 65.000 TL ‘lik ipotek konduğu, davalı …’in, …’dan alacakları nedeniyle … 22…. Müdürlüğü’nün 2009/11535 E. sayılı dosyasından … takibi başlattığı, … 2…. Müdürlüğü’nün 2009/11535 E. sayılı dosyası ile de taşınmaz üzerine 20.04.2010 tarihinde haciz konduğu, taşınmazın üzerindeki haciz ve ipotek ile birlikte 23.02.2012 tarihinde tekrar davacıya devredildiği, … 22…. Müdürlüğü’nün 2009/11535 E. dosyası ile taşınmazın cebri satışa çıkarıldığı, 20.03.2012 tarihli ihale ile davalı … tarafından cebri ihale yoluyla iktisap edildiği, ihalenin feshi amacıyla açılan … … 1…. Hukuk Mahkemesinin 2012/195 E. sayılı davasının reddine karar verildiği, kararın derecattan geçerek 20.12.2013 tarihinde kesinleştiği,dava konusu taşınmazın 21.01.2014 tarihinde davalı … adına tescil edildiği, 7.01.2014 tarihli eldeki karşı davada da taşınmazın halen davalıya teslim edilmediği iddiası ile ihale tarihinden (20.03.2012), dava tarihine kadar geçen süre için ecrimisil istenildiği anlaşılmaktadır.
Toplanan deliller ve tüm dosya içeriğine göre asıl davanın reddedilmiş olmasında kural olarak bir isabetsizlik yoktur. Asıl davanın davacısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine.
Davalı-karşı davacının temyiz itirazlarına gelince;
4721 sayılı TMK’nin 705.maddesinde “Miras, mahkeme kararı, cebri …, işgal, kamulaştırma halleri ile kanunda öngörülen diğer hallerde, mülkiyet tescilden önce kazanılır. Ancak, bu hallerde malikin tasarruf işlemleri yapabilmesi, mülkiyetin tapu kütüğüne tescil edilmiş olmasına bağlıdır.” denilerek, mülkiyetin kazanılması ve tescil koşulları düzenlenmiştir, … İflas Kanunu’nun 134/1 maddesinde ise “… dairesi tarafından taşınmaz kendisine ihale edilen alıcı, o taşınmazın mülkiyetini iktisap etmiş olur. İhale kesinleşinceye kadar taşınmazın ne şekilde muhafaza ve idare edileceği … dairesi tarafından kararlaştırılır.” hükmüyle, cebri ihale sonucu mülkiyetin kazanılması ve ihale kesinleşinceye kadar taşınmazın idare ve korunma şekli belirlenmiştir.
Bu yasal düzenlemelere göre ihale ile taşınmazı satın alan kişi veya kurum taşınmazın mülkiyetini ihalenin kesinleşmesi halinde ihale tarihinde kazanmış olur.
Somut uyuşmazlıkta, cebri ihale 20.03.2012 tarihinde yapılmış olup davalılardan … tarafından açılan ihalenin feshi davası reddedilerek 20.12.2013 tarihinde kesinleşmiştir. Bu durumda, ihale alıcısı davalı …’e mülkiyetin 20.12.2013 tarihinde geçtiği ve ihale tarihinden itibaren davalı-karşı davacının ecrimisil isteyebileceği açıktır.
İİK’nun 135/2. maddesinde ise “Taşınmaz borçlu tarafından veya hacizden evvelki bir tarihte yapıldığı resmi bir belge ile belgelenmiş bir akte dayanmayarak başkaları tarafından işgal edilmekte ise onbeş gün içinde tahliyesi için borçluya veya işgal edene bir tahliye emri tebliğ edilir. Bu müddet içinde tahliye edilmezse zorla çıkarılıp taşınmaz alıcıya teslim olunur” denilmiştir. Anılan yasa hükmüne göre, ihale yoluyla satılan taşınmazın kayıt maliki dışındaki üçüncü kişiler tarafından işgali halinde uygulanma olanağı bulmaktadır.
Alıcıya ihale edilen taşınmaz kayıt maliki dışındaki kişi yada kişiler tarafından işgal edilmekte ise İİK’nun 135/2 maddesindeki açıklamaları içeren ihtarnamenin işgalciye gönderilerek 15 günlük süre tanınması ondan sonra ecrimisil isteğinde bulunulması gereklidir.
Öte yandan; ecrimisilden taşınmazı haksız kullanan veya kullandıran sorumludur. Ecrimisile konu taşınmazın, davacı tarafından kullanıldığı ve karşı dava tarihi itibari ile de kullanımın devam edip, taşınmazın davalı-karşı davacıya teslim edilmediği tarafların ve esasen mahkemenin de kabulündedir. Diğer taraftan ihale tarihinde davacının kayıt maliki olduğu, taşınmazın davacı tarafından kullanıldığı sabit olduğuna göre İİK’nun 135/2. maddesi uyarınca ihtar keşide edilmeksizin ecrimisilden sorumlu tutulması gerektiğinde kuşku yoktur.
Hâl böyle olunca; … İflas Kanunu’nun 134. maddesinin 1. fıkrası ve Türk Medeni Kanunu’nun 705. maddesinin 1. fıkrası, ihalenin feshi davasının reddine ilişkin kararın 20/12/2013 tarihinde kesinleştiği buna göre ihale günü olan 20.03.2012 tarihinde mülkiyetin davacıya geçtiği (Türk Borçlar Kanunu’nun 275/2 maddesi, Borçlar Kanunu 225/2 maddesi) gözetilerek 20.03.2012 tarihinden itibaren belirlenecek ecrimisilin hüküm altına alınması gerekirken değinilen hususlar gözardı edilerek yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru değildir.
Davalı-karşı davacının yerinde görülen temyiz itirazlarının kabulüyle, hükmün (6100 sayılı Yasanın geçici 3.maddesi yollaması ile) 1086 sayılı HUMK’un 428.maddesi gereğince BOZULMASINA, alınan peşin harcın temyiz edene geri verilmesine, 13.05.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.